Asıl işleri yapar
Bir geminin demiri denizde bırakıldığında, dibe değen tırnaklarıyla zemine gömülerek tutunur. Ama tek başına bu tutuşma, koca bir gemiyi zapt etmeye yetmez. Hilenin püf noktası, demire bağlı zincir denizde Aşırı olarak uzanmaktadır. Zincir dibe yattıkça hem ağırlığıyla bir fren oluşturur hem de demiri dibe paralel çekme tırnaklarının kopmasını önler. Yani gemiyi tutan, dik bir bağlantı değil; Uzun, Sınırsız ve sürekli bir zincirdir.
Bu yüzden denizcilik, "ne kadar zincir vereyim?" derinliğine göre derinliğe göre yanıtlar. Verilen zincir uzunluğuna kaloma denir ve genel kural, derinliğin birkaç katı kadar zincir vermektir. Zincirin uzunluğu, baklaları birbirine bağlı kilitlerle kayıtlı: bir kilit yaklaşık 27,5 metredir. "Üç kilit zincir ver" dendiğinde, denizcilik aslında yaklaşık 82 metrelik bir tutunma payından söz ediyordur.
Demir atmaktan demir almaya
Demiri denize bırakma kesme kısacıktır: funda! Demir, başlangıçtaki loça denen delikten gürültüyle denize akar. Gemi seyre hazırlanırken zincir yeniden sistematiktir; bu işi ırgat olarak adlandırılan güçlü makine yapar. Zincir toparlandıkça bir an gelir, dümdüz aşağı sarkar ve demir dipten çözülmek üzeredir — bu kritik ana apiko denir. Apiko olduğu anda gemi artık serbesttir; çünkü demir zeminden ayrışan parçacıklar rüzgarlar ve akıntıyı sürüklemeye başlar.
En sevilmeyen sürpriz: demir taramak
Bazen rüzgar ya da akıntı beklenenden sert olur, ya da yeterince kaloma verilmemiştir. O zaman demir dibi tutamaz ve gemiyle birlikte sürüklenir; buna demir taramak denir. Geceleyin, dar bir koyda demirli kalırken demir atarken, bir denizcinin en isteyemeyeceği şeylerdir. İşte bu yüzden iyi bir demirleme, doğru yer seçme, yeterli kaloma verme ve demiri sürekli kontrol etmeye başlar.
Demirleme, denizciliğin sabır ve öngörülmesinin temellerindendir. Turgut Reis'te devama öğretilen ilk arkadaşların biri de budur: Denizde güvenlik, çoğu zaman görünen bir zincirin sessiz işinde saklıdır.
