Konumun iki sayısı: enlem ve boylam
Yeryüzündeki her nokta, bir enlem (latitude) ve bir boylam (longitude) ile tanımlanır. Enlemin güzel bir özelliği vardır: bir enlem dakikası, bir deniz miline (1.852 m) eşittir; bu yüzden enlem aynı zamanda haritada ölçek olarak kullanılır.
Kolay olan ve baş belası olan
Enlem bulmak görece kolaydı: Kutup Yıldızı'nın ya da öğle vakti güneşin ufka göre açısını ölçmek yeterliydi. Asıl baş belası boylamdı; çünkü boylam bulmak, gemide şaşmaz biçimde doğru zaman bilmeyi gerektirir. Denizde sapmadan çalışan kronometreler yapılana dek (18. yüzyıl), boylam denizcilerin en büyük çilesiydi ve nice gemi yanlış boylam yüzünden karaya oturdu.
Pusulanın iki yüzü ve iki "yalanı"
Yön için pusula vardır. Ama manyetik pusula iki "yalan" söyler: manyetik sapma (gerçek kuzey ile manyetik kuzey arasındaki, yere göre değişen ve haritada yazan fark) ve pusula sapması (devyasyon) (geminin kendi demir ve elektrik donanımının iğneyi saptırması). İkisi de hesaba katılır. Sapması olmadığı için gerçek kuzeyi gösteren cayro pusula, modern gemilerde esas pusuladır. Eski seyirde yön, dereceyle değil kerte (pusula gülünün 32'de biri) ile söylenirdi.
Görerek mevki bulmak: kerteriz
Kıyı görünüyorsa iş kolaylaşır: belirli iki noktanın kerterizini (yön açısını) alır, harita üzerinde bu çizgileri kesiştirirsiniz; kesişme noktası mevkinizdir. Derinliği ekosaunder (eski yöntemiyle iskandil), hızı ve kat edilen yolu ise parakete (knot cinsinden) söyler.
Bugün: kolaylık ama aynı disiplin
Bugün GPS saniyede konum verir, radar geceyi ve sisi deler. Yine de iyi denizci tek bir cihaza güvenmez; konumunu farklı yöntemlerle çapraz doğrular. Çünkü deniz, "yaklaşık nerede" değil, "tam olarak nerede" sorusunu sorar. Turgut Reis'te seyir eğitiminin temelinde de bu disiplin yatar.
