Sekiz yön, sekiz karakter
Türk denizciliğinin rüzgâr gülünde sekiz ana yönü ve her birinin kendi mizacı vardır:
Yıldız (kuzey): Soğuk, açık havayı getiren kuzey rüzgârı.
Poyraz (kuzeydoğu): Soğuk ve kuru; Ege ve Marmara'da sert eser.
Gündoğusu / Doğu (doğu): Güneşin ortaya çıkardığı sonuçlar esen rüzgar.
Keşişleme (güneydoğu): genellikle ılık ve nemli.
Kıble (güney): Güneyden esen, ısıtan rüzgar.
Lodos (güneybatı): Ilık ve nemli; çoğu zaman fırtınalı ve dalgalı.
Günbatısı / Batı (batı): Güneşin battığı gelişmeler esen rüzgârdır.
Karayel (kuzeybatı): Soğuk, sert ve denizinizi kabartan rüzgar.
Lodos mu, poyraz mı?
Bir denizcilik için bu adlar günlük kararların temelidir. Lodos esmeye başlar, güneye ve güneybatıya açık limanlar dalgayı içeri alır; bu nedenle bazı koylar lodosta barınak olmaktan çıkar. Poyraz ise kuzeye açık yerlerdeki döver ama güney koyları korunur. "Bu rüzgarda nereye sığınılır?" Ayrıntıların yanıtı, çoğu zaman rüzgârın yerinde gizlidir.
Geleneksel bilgiler, bu adlarla nesilden nesile aktarılmıştır. Bir balıkçının "akşama poyraz var" demesi, aslında "bu gece kuzeyden soğuk ve sert bir rüzgar gelecek, ona göre demir yerini seç" demektir.
Meltemden boraya
Her rüzgar aynı huyda değil. Yaz zamanlarında, çoğu zaman aynı döngüler düzenli esen hafif rüzgâra meltem denir; tekneciye serinlik ve keyifli bir seyir sunuyor. Bunun uzantısı, anidenbire bastıran, kısa ama çok şiddetli boradır ; küçük tekneler için tehlikelidir. Rüzgârın yaşamını kullanmak için denizcilik için Beaufort kullanımı ni kullanır: 0 durgun havayı, 12 ise orkanı anlatır. Bir denizciliğin "yedi Beaufort" demesi, "ağır hava geliyor, tedbirini al" demektir.
Rüzgârın dilini bilmek, denizi okumanın ilk adımıdır. Turgut Reis'te meteorolojiyi öğretirken hatırlattığımız şey de budur: Modern aletlerden önce, denizciliğin en eski pusulası rüzgârın adıdır.
